Almanya'da 20 Eylül Pazar günü gerçekleştirilen eyalet seçimleri, ülkenin siyasi haritasında önemli değişimleri beraberinde getirdi. Başbakan Friedrich Merz liderliğindeki Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), özellikle Mecklenburg-Vorpommern'de ciddi bir seçim hezimetine maruz kaldı ve savaş sonrası ilk kez böyle bir bölgede parlamentoya giremeyen durumla karşı karşıya geldi.
Mecklenburg-Vorpommern eyaletindeki seçimde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) yüzde 38,3 ile birinci çıktı. Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 35,5 oyla ikinci sırada yer alırken CDU'nun aldığı yüzde 4,9 oy oranı, partinin yüzde 5 seçim barajını aşamasını engellemesi nedeniyle parlamentoya giriş kapısını kapattı. CDU'nun bu başarısızlığı, kurumsal tarihi açısından 77 yıllık bir süreci sonlandırarak rekor kırmış oldu. Merz, seçim sonuçlarıyla ilgili yaptığı açıklamada CDU'nun performansını ağır bir darbeye benzetirken, görevinden ayrılmayacağını ve hükümetin vergi, emeklilik, sağlık ve sosyal alanlardaki reform planlarından vazgeçmeyeceğini vurguladı.
Son dakika haberlerini ve önemli gelişmeleri anında telefonunuza alın.
👉 WhatsApp Kanalına KatılBerlin seçimlerinde ise yapı tamamen farklı bir resim sergiledi. Elif Eralp'in başat adayı olduğu Sol Parti yüzde 25,3'ün üzerinde oy alarak seçimi kazandı. CDU yüzde 19 ile ikinci konumda bulunurken AfD yüzde 16,3'e ulaştı. Sol Parti, kampanya süreci boyunca yüksek konut kiraları ve barınma krizi konularına ağırlık vererek seçmen tercihlerini etkilemiştir. Eralp'in eyalet başbakanı olabilmesi için SPD ve Yeşil Parti ile koalisyon müzakerelerine başlaması öngörülmektedir.
Her iki eyalet seçimindeki sonuçlar, Almanya'da orta alanı işgal eden geleneksel siyasi partilerin oy kaybı yaşadığını, siyasi spektrumun uç noktalarında yer alan yapılar ile yerel sorunlara vurgu yapan partilerin oylarını yükselttiğini göstermiştir. Ekonomik durgunluk, artan enerji ve konut maliyetleri, emeklilik sistemi ve Ukrayna politikası seçim döneminin ana gündem maddeleri olmuştur.

